Değişik

 

Değişik;                                                                                                

 

Burası ilginç bir caddeydi sadece bir kaç örnekle size anlatmaya çalışayım;

İnsanları, bırakın insanları kendisini bile sevmeyen karşı komşunun, gecenin sessizliğini bozan sesini duyabilirsiniz diyemiyorum;

Çünkü bu caddenin hiç bir zaman bozulacak bir sessizliği olmadı hep bir gürültü burada hapsolmuş şeklide dolaşırdı. Onun yaptığı,  diğer sesleri bastırarak kedisi Şakir'e sevgi sözcükleri söylemek ve onunla sohbet etmekti.

Şakir; iri kafalı koyu renkli hiçbir özelliği olmayan evladın olsa sevmezsin diye tabir edilebilecek, sevimsiz meymenetsiz tipli bir kediydi. Şakir ile olan sohbetlerini kaldırımın içine taşan balkonunda oturarak,  genelde kırmızı tuborg birasını içerken yapardı, öncelikle aylak aylak gezen şakiri; şakir, şakir, gelsene, nerdesin keraneci diye çağırır, şakir gelince nerdesin lan sen zibidi, oğlum benim yakışıklı oğlum şakiir şakiir, diye severdi. Yirmi yıldır tanırım oğlunu böyle sevdiğini duymuş değilim.

Bir diğer cadde sakinimiz otomobillere kurduğu müzik sistemlerini sabahın köründe yada gecenin bir yarısında denemekten çekinmeyen bir oto müzik sistemleri dükkanıydı, amortisörleri kesilmiş doğan görünümlü şahinlere yada tam tersi şahin görünümlü doğanlara taktıkları müzik sistemlerini hunharca bizim üzerimizde dener, balkona yada cama çıkanlara göre ses ayarlardı. Herkes dışarıdaysa olmuş demekti, huzurlu bir şeklide evlerimize geri dönebilirdik.

Gece yarılarına kadar devam eden yüksek volümlü komşu sohbetlerini ve kahkahalarını,  korna, müzik, ve araç egzoz gürültüleri ile yoldan son sürat geçen araçları yazmıyorum, velhasıl burası olabildiğince gürültülü bir yerdi.

Gürültüye alıştık alışmasına ama burası aynı zamanda kriminal olayların yaşandığı da bir yerde olmuştu.

Nasıl mı?

Yine bir gün ofisimin önünde Eskişehir'den yeni taşınan ev kiraladığımız çabucak kaynaşıp arkadaş olduğumuz kara kuru esmer bir çocuk olan Berkay'la oturmuş onun yaptığı viski'yi yudumluyor ona buranın ne kadar güzel bir yer olduğunu burada huzurlu olacağından filan bahsediyordum.

Yanlış anlaşılmasın yalan söylemiyordum. Ona kiraya verdiğimiz ev mahallenin yukarılarına doğru gerçekten sessiz sakin bir yerdi ben mahallenin diğer sokaklarından bahsediyordum sizin anlayacağınız.

Neyse ben böyle mahallemizin güzelliklerinden bahsederken biraz ilerden bir silah sesi  duyduk düğünde yoktu bu silah neden atıldı ki demeye kalmadı bir kamyonetin arkasından sokaktaki bir guruba ateş ede ede giden birini gördük. Sanki bir mafya dizisini izler gibiydik o bana ben ona baktım.

Abi içeri mi geçsek dedi. Geçelim bari diye bildim, viskilerimizi aldık içeri geçtik.

Daha sonra öğrendiğim gecenin devam eden saatlerinde çatışma devam etmiş biri ağır yaralanmıştı. İşte böyle tekinsiz bir caddeydi burası.

Çocukluğum burada geçti o zaman da sessiz değildi çünkü o zamanlar Muğla İzmir Ana yolu evimizin önüydü ne canlar gitti ne insanlar sakat kaldı bu yolda.

Kardeşimle bizim odamız yola bakardı sürekli bir araba gürültüsü geceleri geçen kamyonların korna sesleri eksik olmazdı. Bir tepeden diğerine kadar mahallede yaşayan sevdiğine  kendisinin geçtiğini haber vermek için korna çalan romantik kamyon şoförleri de vardı o zamanlar.

 Bizde o kamyon şoförünü  sevip sayardık tüm içtenliğimizle gecenin bir yarısı uyandığımız uykularımızda.

Yıllar geçti kardeşimle benim  odamız, birlikte çalıştığımız ofisimiz oldu. 

Yıllar geçti biz gittik geldik ama buraya hapsolmuş gürültü hiçbir yere gidemedi. Belki onun kaderi bekli bu caddenin  sakinlerinin kaderi buydu.  Hangisi olursa olsun cadde de yaşayan insanlar bu durumu kanıksamış ve hiç bir yadırgama olmaksızın hayatlar devam ediyordu.

Ben dahil yaşayan herkes bu caddeyi seviyorduk. Gürültüyü de.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Islak çoraplar

Güneş

Martı